soru-cevap
Mart 5,2007 — otvavCüneyd hakkında bildiklerim…
SORU:
Yakın bir zamanda, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde yaşayan ve kendilerini Cüneyd-i Bağdadi’nin torunları olarak tanımlayan Cüneydioğlu ailesine ait bir secere elime geçti. Secere şöyle: 1- Abdülmuttalip, 2- Ebutalip, 3- İmam Hz. Ali, 4- Hüseyin, 5- Zeynel Abidin, 6- Muhammet el-Bakır, 7- Cafer el-Sadık, 8- Muse el-Kazım, 9- Ali el-Murtede, 10- İbrahim el-Rida, 11- Muse el-Safi, 12- Cüneyd el-Avval, 13- Muhammet el-Kavariri, 14- Cüneyd el-Bağdadi, 15- Kasım, 16- Ali el-Sayıh, 17-Yahya, 18- Hüseyin, 19- Ahmet, 20- Kasım, 21- Ebubekir, 22- Şih Veli… Görüldüğü gibi Cüneyd-i Bağdadi 14’üncü sırada yer alıyor. Onunla ilgili herhangi bir bilginiz var mı? (Hüseyin Cüneyitoğlu)
CEVAP:
Cüneyd ibn Muhammed Ebu’l-Kasim el-Hazzaz el-Kavâariri, Bağdat’da doğmuş ve yetişmiştir. Soyu Nihavend’den gelmiştir. Nihavend, İran’ın Cebel bölgesinde bir kasabadır. Hz. Ömer döneminde Hicret’in 19-21 yılları arasında fethedilmiştir. Nihavend’in fethi, Müslümanlara doğunun yollarını açtığı için bu fethe “Fethu’l-Futûh: Fetihlerin Fethi” denmiştir. Cüneyd’in dedelerinin, ticaret amacıyla Nihavend’den Bağdat’a yerleştikleri kuvvetle muhtemeldir. Kavariri lakabından babasının camcı, Hazzaz lakabından da Cüneyd’in ipek tüccarı olduğu anlaşılıyor.
*****
Haram olan ‘riba’dır
SORU:
1999’da bir kooperatife üye oldum. Aylık aidatları ödedim. 2002’de üyelikten çıktım. Ödediğim aidatları geri almak için açtığım davayı kazandım. Bu paranın fazlalığı haram mı? (Özer Özçelik)
CEVAP:
Enflasyon oranındaki fazlalık haram değildir. Enflasyonun üstünde ise vicdanınıza danışın. Parayı yatırdığınız kooperatif veya kurum o parayı kendi kasasında tutmaz, çalıştırır veya bankaya koyup faiz alır. O sizin paranızdan para kazanır, siz ise enflasyonu da hesaba katarsanız zarar etmiş olursunuz. Haram olan faiz, eli darda olan bir ihtiyaç sahibine verdiğiniz ödünçten, gerçek değerinden fazla almaktır. İşte Kur’ân’da riba denilen bu işlem haramdır. Ama banka, kâr kuruluşları gibi kurumların uyguladığı faizin, Kur’ân’ın yasakladığı riba olduğu kanaatinde bulunmadığımı birkaç kez açıklamıştım. Çünkü bugünkü dünya ekonomik sistemi bunun üzerine kuruludur
Kendini üstün görmek
Sual: Mektubat-ı Rabbani’de, (Kendini Frenk kâfirlerinden daha üstün bilen bir kimse, Allahü teâlâyı tanıyamaz. Hatta uyuz köpekten üstün bilen, büyük zatların feyizlerinden mahrum kalır) deniyor. Müslüman, kâfir olan birinden, insan da köpekten üstün değil mi?
CEVAP: Tevazu, kendini başkalarından daha üstün görmemektir. Başkaları ile bir görmenin mahzuru olmaz. Çünkü onun da imanlı veya imansız olma ihtimali vardır. İnsanın işi, neticesi ile ölçülür. İmansız ölen kimsenin, hayatı imanla geçse de ne kıymeti olur ki? Tersi de böyledir. Yani imansız yaşar, sonunda imana kavuşarak ölür. Artık o, imanlıdır, imansız ölen herkesten üstündür.
Nice sarhoşlar vardır ki, yaptığından pişmanlık duyar tövbe eder, imanla gider. Nice dervişler, vardır ki, kibirlidir, günahları için tövbe etmez, imansız giderler. Bir hadis-i şerif meali:
(Allahü teâlâ, kibirli kimseyi alçaltır, tevazu sahibini yükseltir.) [Taberani]
Cüneyd-i Bağdadi hazretlerine bir papaz gelip, ben mi üstünüm, sen mi üstünsün, diye sorar. O da, bir hafta sonra gel, der. Bir hafta sonra geldiğinde vefat ettiğini görür. Bugün bana cevap verecekti, diye söylenince, tabutu göstererek, işte orada, git sor, o boşuna konuşmaz, derler. Tabutunun başına gidip aynı soruyu sorar. Cüneyd-i Bağdadi hazretleri Allahü teâlânın izniyle başını kaldırıp, şöyle cevap verir: (Geçen hafta sonumun ne olacağını bilmediğim için sana cevap veremedim. Ben imanla gidip kendimi kurtardım, senden üstünüm. Sen kendine bak.) Papaz, ağlamaya başlar, Kelime-i şehadet getirir Müslüman olur.
Cüneyd-i Bağdadi hazretleri, netice belli olmadan, ben Müslümanım, sen de kâfirsin, ben senden üstünüm dememiştir. Üstünlük sona bağlıdır…
Peki kendini köpekten üstün görmemek ne demek? Nefsimiz kâfirdir, köpekten aşağıdır, çünkü köpek Cehenneme girmeyecek. Hatta Kıtmir isimli köpek Cennete girecektir. Kâfir olarak ölen bir kimse, elbette köpekten daha aşağıdır. Bir âyet-i kerimede (O kâfirler, hayvandan da aşağıdır) buyuruluyor. Bir kâfir, günahsız köpekten nasıl üstün olabilir ki? İmanla öleceğimizi kesin olmadığı için, kendimizi köpekten de, kâfirden de üstün göremeyiz.
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Şaşılacak şeydir ki, büyük zatlara gelen feyzler, nimetler, bu kusurları görmeye yardım ediyorlar. Ayıpları görmek kuvvetini artırıyorlar. Ucb [kendini beğenmek] yerine, aşağılık gösteriyorlar. Yüksek yerde olana, tevazu yolunu açıyorlar. Hem evliyalığın en yüksek derecesini ihsan ediyorlar, hem de, kendini kusurlu görmeyi sağlıyorlar. Ne kadar çok yükselirse, kendini o kadar çok aşağı görüyor. Çok yükselmek, kendini çok aşağı görmeye sebep oluyor. Yabancılar, buna ister inansın, ister inanmasın, önemi yoktur. (1/222)
[Bid’at ehli, aynı zamanda, tasavvufa yabancı insan demektir. Hatta evliya olmayan kimse, evliyalığa yabancı durumdadır. Herkes, bilmediği şeyin yabancısıdır.]
Netice: Tasavvufta salik, kendisinin yaratılmış, aciz bir kul olduğunu, kendisinde bulunan bütün nimetleri Rabbinin yani Allahü teâlânın ihsan ettiğini bilir. Bunları hak sahibine yani Allahü teâlâya teslim eder. Geriye kendisinde kötülükten, kusurdan, günahtan başka şey kalmadığını görür. Bunlar ise övünülecek değil, utanılacak, aşağılanacak şeylerdir







