Bankot

Banknot

 

Banknot (1931)

 Banknot, devlet bankası tarafından çıkarılan kağıt para. Banknotun, altın, gümüş, döviz gibi menkul kıymetlerden teşekkül eden bir karşılığı bulunur. Eskiyen para tedavülden çekilerek imha edilir. Kağıt paraların eskime süreleri Türkiye’de 36 ay, ABD’de 18, Almanya’da 55, İngiltere’de ise 10 yıldır.

Banknot, 17. yüzyıldan başlamak üzere bilhassa tarihte Birinci Dünya Savaşına kadar geniş bir tatbik sahası bulmuştur. Emtia (mal), arazi gibi servet unsurlarının karşılık olarak kullanıldığı görülmüşse de, altın ve gümüş gibi kıymetli madenler, en ziyade kullanım sahası bulan karşılıklar olmuştur. Banknotlar, bankalar tarafından ihrac edilebildiği gibi devlet tarafından da çıkartıldığı görülmüştür. Banknotlar, yüzde yüz bir karşılık gösterilerek ihraç edilirse, bu kağıttan paraya temsili kağıttan para adı verilmektedir (altın ve gümüş sertifikaları). Kısmi bir karşılığı olan kağıttan paraya ise itimada dayanan kağıttan para veya banknot denilmektedir.

 

Turnusol

 

Turnusol (pH indikatörü)
4,5 pH altında ise  

8,3 pH üstünde ise
kırmızı mavi

Turnusol belirli likenlerden (kuzukulağı) elde edilen içeriğinde orsein bulunan ve suda çözünen bir boyadır. Çözelti olarak veya bir filtre kağıdına emdirilerek kullanılır. Bu kağıda pH belirteci denir ve maddelerin asitliğini ölçmek için kullanılır. Mavi turnusol kağıdı asidik ortamlarda kırmızıya ve kırmızı turnusol kağıdı bazik ortamlarda (ör. Alkalin) maviye döner. Renk değişimi 4,5-8,3 pH aralığında olur (25°C’de). Turnusolun aktif maddesi erythrolitmindir. Düşük pH değerli maddeler asit olarak ve yüksek değerliler alkaliler olarak adlandırılır. Tesadüfen, katı ve suda çözünmeyen alkali maddeler bazlar olarak bilinmektedir.Turnusol kağıdı ile bir gazın pH derecesini ölçmek için, turnusol kağıdını ıslatmak gerekir. Gaz suda çözünür ve bu sayede tepkime olur.En sık olan turnusol tepkimeleri kırmızı turnusolun maviye veya mavi turnusolun kırmızıya dönüşmesidir. Ancak, bunların dışında da tepkimeler vardır. Örneğin, klor gazı mavi turnusol kağıdını beyaza döndürür (kimyasal deyimiyle, turnusol kağıdı ağarmıştır). 

 

Versatil

 

Versatil, Uçlu kalem olarak da bilinir, milimetrenin 10/değerlerinde kurşun kalemi içerisinden kullanılan karbondan yapılmış uçları kullanan kalem çeşidi. Özellikle öğrencilik dönemlerinde kullanılır. 0.5, 0.7, 0.9 olacak şekilde uçları vardır. 0.3 ince teknik çizim kalemi de çıkmıştır. 

 

Yazıcı

 

Epson marka bir püskürtmeli yazıcı

Yazıcı bilgisayardaki bilgileri kağıt gibi çeşitli yüzeyler üzerine yazan elektronik baskı birimidir. En önemli çıktı aygıtlarından biridir.

 

//Karakter yazıcılar

 

Karakter yazıcı

Daktilo makinesi benzeri olan bu tür ilk yazıcı türüdür. Karakterlerin daktilodaki gibi baskı şeridi üzerinden baskı ortamına aktarılması yöntemi ile çalışırlar. İlk örnekleri tamamen daktilo yapısında olan bu tür yazıcıların daha sonraları bir satırı bir defada basan, üzerinde tüm yazı karakterlerinin yer aldığı döner silidirlerin bulunduğu türleri de üretilmiştir. Karmaşık elektromekanik yapıları, düşük hızları ve sınırlı grafik baskı yetenekleri nedeniyle günümüzde kullanılmamaktadırlar.

 

Nokta vuruşlu yazıcılar

 

Nokta vuruşlu yazıcıMatris şeklinde düzenlenmiş baskı iğnelerini bilgisayardan gelen veriler doğrultusunda elektromıknatıs yardımıyla kağıt ile yazıcı kafası arasında gergin duran şeride nokta vurarak baskı yapan yazıcılardır.Sınırlı çözünürlük ve grafik yetenekleri, sesli çalışmaları, düşük hızları gibi olumsuz özellikleri olan bu tür yazıcılar, sadece harf ve rakamlardan oluşan baskı gereksinimi olan muhasebe kayıtlarının basılması gibi işlerde halen kullanılırlar.

Mürekkep püskürtmeli yazıcılar

 

Püskürtmeli bir yazıcının içiBu tip yazıcıların çalışma ilkesi genel olarak nokta vuruşlu yazıcılar ile aynıdır. Vurma noktalarının yerini yüksek hızla baskı ortamına püskürtülen boyar madde alır. Yarıiletken teknolojisindeki gelişmeler bu tür yazıcıların baskı çözünürlüğünü yüksek düzeylere çıkarmıştır. Günümüzde en yüksek baskı çözünürlüğüne sahip yazıcılar bu tür yazıcılardır. Bu tür yazıcılar diğerlerine göre oldukça sessiz ve daha küçük yapıdadırlar.Bu tür yazıcılarda, matris biçiminde düzenlenmiş çok sayıda püskürtme memesine sahip olan yarıiletken baskı kafaları kullanılır. Kullanılan püskürtme yöntemine göre; piezoelektrik, ısıl ve sürekli türleri vardır. 

Püskürtme memeleri

Isıl püskürtücülü yazıcılar

 

Yazıcı kafasında bulunan püskürtme odalarında yaklaşık 300 °C’ ye kadar ısıtılan mürekkep damlacığı buharlaşıp, oluşan küçük patlama ile yüksek bir hızla (100 km/saat) kağıda püskürür. Isıtma gerekliliği nedeniyle bu tür baskıda su bazlı mürekkepler kullanılır. Japon Canon firmasının inkjet, Bubblejet yazıcıları bu biçimde çalışırlar.Az sayıda baskı yapan işletmeler ve ev kullanıcıları tarafından yaygın olarak bu tür kullanılır.

Piezoelektrik püskürtücülü yazıcılar

 

Bu tür yazıcılarda mürekkep püskürtme, piezoelektrik kristal püskürtme memeleri ile yapılır. Püskürtme işlemi uyarılan kristalin titreşerek mürekkebi püskürtmesi biçiminde yapılır.Bu türde, ısıtma gerekliliğinin olmaması, kullanılacak mürekkep türü konusunda herhangi bir sınırlamaya neden olmaz.Epson firması ürettiği püskürtmeli yazıcılarda bu yöntemi kullanır. Ticari ve endüstriyel uygulamalarda genellikle bu tür mürekkep püskürtmeli yazıcılar kullanılmaktadır.

Sürekli püskürtmeli yazıcılar

 

Bu yöntemle çalışan yazıcılar genellikle ürün kutuları vs. üzerine baskı yapmakta kullanılırlar. Görece uzak mesafelerden püskürtme yapılabilmesi; son kullanma tarihi, seri no gibi bilgilerin ürün kutuları üzerine kolaylıkla yazılabilmelerini sağlar.Bu tür yazıcılarda, basınçlandırılmış mürekkep durgun elektrik ile yönlendirilerek mikroskopik bir memeden baskı ortamına gönderilir.

Lazer yazıcılar

 

Lazer yazıcıSon geliştirilen yazıcı türüdür. Sessiz, yüksek baskı kalitesine sahip ve diğer yazıcılara göre daha hızlıdır. Temel olarak fotokopi makinesine benzer bir baskı tekniği kullanırlar. Fotokopi makinesi ile laser yazıcıyı birbirinden ayıran özellik; baskı kaynağının bilgisayardan gelen sayısal kodlarının olmasıdır.Bilgisayardan gelen sinyaller lazer yardımı ile ışığa duyarlı baskı silindiri (davul-drum) üzerine çizilir. Bu işlem baskı silindirinin çizilen bölgelerinin durgun elektrikle yüklenmesini sağlar. Silindir üzerindeki durgun elektrikel yüklü alanlara baskı tozu parçacıkları (toner) yapışır. Yapışan baskı tozu, dönmekte olan baskı silidiri tarafından baskı ortamına (genellikle kağıt) aktarılır. Baskı tozunun baskı ortamına sabıtlenmesi için baskı ortamı 200 °C civarında sıcaklığı olan sabitleme silindirleri arasından hızla geçirilir ve hava üflenerek soğutulurak baskı işlemi tamamlanır.Son yıllarda renkli baskı yapabilen türleri de üretilen lazer yazıcılar, hızlı ve hesaplı olmaları nedeni ile ticari ve ticari olmayan kullanıcılar tarafından yaygın olarak kullanılırlar.Daha çok fotokopi gibi çoğaltma işlemlerinde kullanılır.

Isıl yazıcılar

 

Isıl yazıcıIsıya duyarlı kağıt üzerine baskı yapan yazıcılardır. Faks cihazlarında kullanılan yöntemle çalışırlar.Isıl yazıcılarda, bilgisayardan gelen sinyaller ile kontrol edilen çizgisel dizili ısıtıcı elemanları, üzerlerinden (altlarından) geçen ısıya duyarlı kağıda dokunarak ısıtarak baskı yaparlar.Hızlı ve sessizdirler, saklanması her zaman gerekli olmayan ve yüksek baskı kalitesi gerektirmeyen; ATM çıktıları, biletler vb. baskı işlerinde kullanılırlar.

Sinyal boğucu

 

Sinyal boğucu (Sinyal karıştırıcı, Sinyal bozucu, jammer), bir alıcı-vericı sistemde aradaki iletisim ortamını bozan alete denir. Genelikle alıcıyı (genellikle radyo) hedefleyen kuvvetli bir vericidir.Sinyalin taşınma şekli en sık elektromanyetik dalga olmak üzere ses, ışık (UV’ten IR’de kadar) de olabilir. Alıcının duyarlı olduğu band aralığinda yüksek güçte sinyal yayıyını yaparak alıcının giriş katının tüm band için baskılanmasını sağlar ve alıcıyı “sağırlaşır”. Sinyal boğucu, alıcıda seçicilik ve duyarlılık özelliklerini hedef alır. Q faktörü yükek alıcılar, bu tür engellemelere karşı daha dirençlidirler.

Pratik uygulamaları oldukça fazladır:

  • Topluluk içinde kişilerin yüksek sesle radyo-TV dinlemelerini engellemek

 

  • Sinema, konser, tiyatro gibi cep telefonlarının kullanımının uygun olmadığı ortamlar

 

  • Uzaktan kumandalı aletlerin engellenmesi

 

  • Uzaktan kumandalı bombaların erken tetiklenmesi ya da engellenmesi

 

  • Binanın dışında kullanılarak elektronik kalkan olarak kullanılması (iç iletişimin gizlenmesi)

 

  • Güvenlik kameralarının engellenmesi (lazer ya da elektromanyetik alan ile)

 

  • Polis hız dedektörünü engelleme

 

  • Askeri ya da sivil radarları engelleme *Askeri ortamlarda karşı tarafın iletişini engellemek

 

  • Mikrofonları engelleme (ses ile)

 

4WS

 

Yönlendirme mekanizmasıDört tekerden yönlendirme (Four wheel steering), virajlarda yol tutuşu artıran , yüksek hızlarda araçların emniyetli ve kolay sollanmasını sağlayan, şehir içindeki manevraları ve park etmeyi kolaylaştıran bir sistemdir .İlk 4ws sistemi 1905 yılında Lotil marka traktörde uygulanmıştır. Honda 1987 yılında mekanik kumandalısını, Mazda ise 1988 yılında elektronik kumandalısını piyasaya çıkarmıştır. 

Çalışması

 

Ön tekerlekleri sağa veya sola kırdığımızda arka tekerlekler de ön tekerleklerin 5′te 1′i kadar sağa veya sola dönerek arabanın arkasının viraj dışına doğru kaçmasını engeller. Yüksek hızda arka tekerlekler ön tekerleklerle aynı yönde düşük hızlarda ters yönde dönmektedirler.

 

Gramofon

 

Edison silindir fonograf 1899

  

Bir Berlinli gramofon fabrikası
Gramofon , eski Yunanca fone, “ses” ve grammein, “yazmak” kelimelerinden kaynaklanıyor. Bu makine ile ses ve müzik kayıtı veya dinleme olanakları bulunmaktadır. Ilk patenti , 29 Eylül 1887 alman yaratıcı Emil Berliner tarafından alındı.
Gramofon bir yuvarlak ince taş plak ile , fonograf ise bir silindir ile çalışır. Ilk fonograf yaratıcılardan biri ünlü Thomas Alva Edison dir.

İlk müzik çalar kutusu. Meyhane kültürünün vazgeçilmez aracı. Taş plak ile bir araya gelince bir güzel olur. Rock müzik bile yapılır

 

Hidrolik pompa

 

Hidrolik pompa, mekanik enerjiyi hidrolik enerjiye dönüştüren bir devre elemandır. Bir elektrik motoru veya içten yanmalı motordan aldığı dönme hareketi ile artan hacim - azalan hacim prensibine göre depodan akışkanı emer ve sisteme basar.Hidrolik pompalarla ilgili çok yanlış bir inanış vardır: Hidrolik pompalar basınç oluşturmaz. Basınç, akışkanın akışına karşı gelen dirence bağlı olarak oluşur.Temel olarak 3 gruba ayrılırlar:

A. Dişli Pompalar B. Paletli Pompalar C. Pistonlu Pompalar

 

Piston

 

Aluminium pistonu

Piston, bir silindir içine hassas olarak uyarak ileri-geri hareket eden silindirik veya disk şeklinde parça. Motor, pompa ve kompresör gibi makinalarda silindirden dışarı uzanan (biyel) piston koluna bağlı olarak kullanılır.

 

Tarihi

Eldeki bilgilere göre M.Ö. 200 veya M.S. 200 sıralarında piston, Bizanslı Phito, Aleksandrialı Ctesibius ve Hero tarafından tasarlanmıştır. Fakat genel olarak kullanılması verimli madenlerden su tahliyesi için kullanıldığı 1550 yılına kadar gerçekleşmedi. 1712 senesinde Thomas Newcomen, pistonu ilk defa buhar makinasında kullandı. Bugün pistonun, motor silindirlerinde ve pistonlu pompalarda geniş bir kullanma sahası bulunmaktadır.

 

Görevi

Bir otomobil motorunda yakıt-hava karışımı silindir içinde ateşlendiğinde genişleyen gazlar pistonu aşağıya iterek piston koluna (biyel) bağlı olan krank milini döndürür. Bir buhar makinasında, yüksek basınçlı buhar silindirin bir ucundan girerek pistonu iter. Bu ilerleme hareketi pistona bağlı krank-biyel mekanizması yardımıyla dönme hareketine çevrilir. Bir pompada piston elle veya bir makina ile hareket ettirilerek su veya sıvıların hareket ettirilmesinde veya yükseğe basılmasında kullanılır. Bir kompresörde makina veya motor pistonu çalıştırarak silindir içindeki hava veya diğer gazların daha yüksek bir basınçta sıkıştırılmasını sağlar. 

Yapısı

 

Piston, yapı itibariyle gövde, sızdırmazlığı sağlayan segmanlar ve biyel ile bağlantıyı sağlayan mafsaldan meydana gelir. Gövde ve segmanlar, patlamalı motorlarda yüksek sıcaklıklara dayanması için alaşımlı çelikten yapılır. Segmanlar makina ve akışkanın cinsine ve sıcaklığına göre kenevir, keçe, dökme demir, çelik, bronz, kösele ve kauçuktan yapılabilir. Hidrolik cihazlarda sızdırmazlığı sağlamak için kauçuk ve köseleden yapılan segmanlar kullanılır. Pistonlarda en önemli problem bunların gövde ve segmanlarının aşınmasıyla sızdırmazlıklarını kaybetmeleridir. Bu sebeple bilhassa yüksek basınçta çalışan motor pistonlarının silindirine sürtünen yüzeyleri iyice işlenip parlatılarak ısıl işlemle sertleştirilir.

Tekerlek

 

Tekerlek

 Tekerlek, bir eksen etrafında dönen bir disk veya dairevi bir çatı vasıtasıyla dönme hareketi yapabilen mekanik bir düzen. Tekerlekle elde edilen dönme hareketi makinanın temelidir. Öyle ki makinalaşmış medeniyetin onsuz gelişebilmesi düşünülemezdi. Tekerleğin keşfi çok eski zamanlara uzandığından zaman içinde sayısız kullanma alanı ortaya çıktı. Önce kara taşımacılığında yeni bir devir açtı. Sonraları bir seri değişikliklerle işçiliği azaltmak, verimi arttırmak, taşıma hayvanının ve insanın sınırlı kas gücü kapasitelerine destek olan güç kaynaklarının yerini almak üzere makinalar geliştirildi.Tekerlek prensibinden geliştirilen sadece birkaç düzeni zikretmek bile tekerleğin yol açtığı gelişmenin, boyutları hakkında bir fikir verir. Dönen miller, makara ve kasnaklar, dişliler, volanlar ve diğer düzenler, türbinler, içten yanmalı motorlar ve elektrik motorları gibi karmaşık düzenler, sıkça kullanılan tekerlek prensibinden geliştirilmiş mekanizmalardan sadece bir kısmıdır. Bunlardan bazısı vinç ve dairevi testerelerde olduğu gibi gücün doğrudan çalışma noktasına uygulanmasını sağlar. Diğerleri, tabii güç kaynaklarını yel değirmeni ve dinamoda olduğu gibi aktarılabilen şekillere dönüştürür.

Tekerleğin çalışması sonsuz sayıda kaldıraç gibi düşünülerek açıklanabilir. Mesela at arabası tekerleğinde yere değen çember dayanak noktası olmak üzere her parmak bir kaldıraçtır. Lokomotifteki tekerlekteyse dingil dayanak noktası olmak üzere yarıçapın ortasında bir yere bağlanan kol, gücü tekerlek çemberine aktarır. Dingilin sabit olması halindeyse tekerlek çemberine uygulanan kuvvet, bağlanan kolu hareket ettirir. Çeşitli dişli takımları, gücü ve hızı yarıçap uzunluklarıyla orantılı olarak değiştirir. Tekerlek, yükü ileriye çektiği gibi sürüklenen bir cismin aksine sürtünmeyi de azaltır. Böylece at veya insan, sırtında taşıyabileceğinden çok fazlasını çekebilir.

 İlk Tekerleğin Tarihçesi Tekerlek hakkında ilk bilgi, milattan 3500 yıl önce Sümerlerin kullandığı iki tekerlekli araba olarak belirlenmiştir. Diğer bütün keşifler gibi tekerleğin keşfinde de daha önceden bilinen düzenlerin rolü olmuştur. 2000 yıl süreyle büyük ağırlıkların taşınması için yuvarlak cisimler kullanılmış, yükler hayvanlar tarafından sürüklenen ağaç gövdeleri ve kızaklar üzerinde nakledilmiştir. Bu tip kızaklar altındaki gövdelerin kılavuzlarla gönderilmesi taşımayı büyük ölçüde geliştirmiş daha sonra kılavuzların karşılaştığı güçlükleri kaldırmak için gövdenin ortası inceltilmiştir. Böylece gövdenin iki tarafında ilk tekerlekler elde edilmiştir. Nihayet sabit dingillere takılıp serbestçe dönebilen tekerlek tipine ulaşılmıştır. Arkeolojik bilgilere göre tekerleğin menşeinin Yakın Doğu olduğu anlaşılmaktadır. Tekerlekli araçlar Sümerlerde M.Ö. 3500, Asurlularda M.Ö. 3000, İndüs Vadisinde M.Ö. 2500, Orta ve Kuzey Avrupa’da M.Ö. 1000 ve İngiltere’de M.Ö. 500 yıllarında bilinmekteydi. Bu sıra, tekerleğin tek bir menşe’den yavaş yavaş Eski Dünya’ya yayıldığını göstermektedir.

İlk tekerlekli araçların birçok mahzurlu yanları olduğundan sınırlı kullanma alanları vardı. Dört tekerlekli araba da hemen iki tekerlekli kadar eskidir. Bunlara hareketli bir ön dingil takılana kadar bütün gövde kaldırılmak suretiyle yönlendiriliyorlardı. Ayrıca kullanılan öküz veya eşeklerle hız çok azdı. Ancak M.Ö. 2000 yıllarından sonra daha süratli olan atın, Asya steplerinden Mezopotamya’ya gelmesinden sonra iki tekerlekli araba bir savaş aracı olarak kullanılmaya başlandı.

 Tekerleğin bir makinaya ilk uygulaması değirmen taşının akan bir suya karşı konulmuş su dolabıyla döndürülmesidir. Bu düzen Yakın Doğudan M.Ö. 1. yüzyılda yayılmış çok geçmeden basit dişliler ilave edilerek ilk un değirmenleri yapılmıştır. Bundan sonra tekerleğin kullanıldığı yerler gittikçe genişlemiş, su dolabıyla işleyen mekanik çekiçler, maden öğütme değirmenleri ve dirsekli millerle körükler ve yel değirmenleri geliştirilmiştir.

Dişli çarkların bulunmasından sonra saat mekanizması gibi daha karmaşık sistemler yapıldı. Zamanla bu hususta büyük gelişmeler oldu

 

Vida

 

Farklı boyut ve tipte vidalarVida, esas itibarı ile, silindirik bir mil üzerine vida profili adı verilen diş şeklinin helix eğrisi boyunca sarılması ile meydana gelir. Helix eğrisi, uzun dik kenarı, üzerine sarılacağı silindirin taban çevresine eşit olan bir dik üçgenin hipotenüsünün, silindir üzerine sarılışı sırasında oluşturduğu eğridir. Dik üçgenin kısa kenarı ise vidanın adımını göstermektedir ve helixin silindir yüzeyini bir defa dolanışındaki yükselme miktarı olarak tanımlanabilir.Helixin silindir üzerine sarılma yönüne göre, sağ ve sol vidalar oluşur. Silindire sarılan helis birden fazla ise vida, helix sayısına göre iki, üç,…,ağızlı vida olarak adlandırılır.

Vida profilleri kullanım amacına göre tespit edilir:

 

  • Üçgen Vida Profili: Bağlantılarda kullanılan vidalardır. Metrik, Whitworth, vb.
  • Trapez ve Testere Profilli Vidalar: Hareket vidası olarak kullanılırlar.
  • Yuvarlak Profilli Vidalar: Atmosferik etkilere maruz kalan ve sık sık sökülüp takılması gereken yerlerde kullanılırlar.

Ayrıca kafa yapılarına ve tornavida ağızlarına göre de vidaları çeşitlendirmek mümkündür:
(a) tava, (b) düğme ,(c) yuvarlak ,(d) hilal ,(e) düz ,(f) oval
(a) Düz, (b) Phillips, (c) Artı, (d) Yıldız, (e) Altı köşe, (f) Robertson, (g) Üç-kanat, (h) Tork-ayarlı, (i) Vida Anahtarlı

Kestirimci bakım

 

Titreşim analizi, yağ analizi, sıcaklık analizi gibi yöntemleri kullanarak makine elemanlarındaki arızaları tespit ederek arızaları önlemeyi hedefleyen bakım yöntemdir.

 

Kullanılan Yöntemler

 

  • Model Bazlı Arıza Erken Uyarı : Sadece sisteme verilen akım ve gerilim bilgileri kullanılarak o sistemde oluşabilecek mekanik ve elektriksel arızaların tespit yöntemidir. Bu yöntemle öncelikle izlenecek sistemin, öğrenilmesi prosesi tamamlanır. Öğrenme verileri kullanılarak sistemde bir problem olup olmadığı tesbit edililebilinir. Bu yöntemle rulman, rulman yatağı, kaplin, eksen kaçıklığı , balanssızlık, izolasyon, kısadevre gibi tüm sistemle ilgili arızalar önceden tesbit edilebilir. Özellikle su kanalizasyon idareleri, çimento, demir çelik, enerji, petrokimya alanlarında yaygın olarak kullanılan uygulaması ve kullanımı son derece kolay, pahalı olmayan Türkiyede geliştirilmiş bir dünya teknolojisidir.

 

  • Titreşim Analizi: Günümüzde en çok uygulanan çeşididir.Temeli dönen elemanların herbirinin dönme devriyle ve kendi geometrik yapısıyla alakalı bir frekansa sahip olmasına dayanır. Rulman, kaplin, kayış-kasnak mekanizmaları, dişli çarklar, mil, kaymalı yatak gibi dönen elemanlardaki arızaların bulunmasında oldukça yaygındır. Kağıt, petrokimya, çimento endüstrisi gibi dönen ekipmanların çok ve kritik oldukları tesislerde uygulaması oldukça geniştir.

 

  • Yağ Analizi: Birlikte ve birbirine sürtünerek çalışan parçaların yağlanması bir zorunluluktur. Ancak yağlama ne kadar iyi de olsa sistemler mutlaka aşınma ve aşınan parçacıklar yağa karışır. Yağın içindeki parçacık miktarına bakılarak sistemin aşınma durumu tespit edilir.

 

  • Sıcaklık Analizi: Daha çok ısı kaçaklarının belirlenmesinde kullanılan ve termal görüntülemeyle uygulanan bir yöntemdir.

 

Kompresör

 

Çoğunlukla atmosferden aldıkları havayı belirli bir basınca kadar sıkıştıran makina. Bu işlem yapılırken kompresör kanatlarına (veya pistonlarına - tipine göre değişmektedir.) iş verilerek dönmesi sağlanır böylece hava giriş kısmında alçak basınç çıkış kısmında yüksek basınç oluşturulur. Hava alçak basınçtan yüksek basınca doğru ilerlerken kompresör kanatlarına çarparak hızı artar. Böylece kanatlara verilmiş olan iş havaya geçer. Havaya iş verildiğinden havanın iş yapabilme yeteneği artmış olur (hava artık sıkıştırılmıştır.)

 

Dişli

 

Dişliler

 Dişli, hareketi değiştirmek veya iletmek için kullanılan, üzerinde çeşitli profillerde diş açılmış, dairesel geometriye sahip bir makine elemanıdır. Sonsuz dişli, helis dişli, çavuş dişli vb. çeşitleri vardır.

Bir dişli tek başına kullanılamaz, hareket için en az iki dişli bulunmalıdır. Hareketin verildiği dişliye çeviren dişli, hareketin alındığı dişliye çevrilen dişli denir.

 

Asansör

 

AsansörAsansör, dikey olarak yük ve insan taşımada kullanılan bir araçtır. Asansör, özellikle şehirlerde vazgeçilmez bir araç olmuştur. Şehirlerde gittikçe artan arsa değerleri sonucu daha yüksek binalar yapılması, insanların üst katlara ulaşabilmesi için asansörleri zorunlu kılmıştır. Ayrıca inşaatlarda ve fabrikalarda yük taşıyan asansörler de mevcuttur.

Asansörler olmasaydı kentlerde pek çok insanın barındığı yüksek yapılar ve gökdelenler kurulamaz, birçok sanayi kolu gelişemezdi.

 

//Tarihçe

 

19. yüzyılda bazı maden ocakları ve fabrikalarda, kömür ve gerekli maddelerin taşınmasında yük asansörleri kullanılıyordu. İnsanların can güvenliğini tehlikeye atmayan ilk asansörler 19. yüzyıl ortalarında yapıldı. Bu döneme kadar kentlerdeki yapılar insanların merdivenle yukarı çıkabileceği yükseklikte, en çok beş altı katlı yapılıyordu.Bu güvenli asansörler buhar gücü ile çalışıyordu. Bu asansörlerde buhar makinesi bir tamburu döndürüyor, asansör kabinini çeken halat da tıpkı makaralı balık oltalarında olduğu gibi bu tamburun üzerine sarılıyordu.

1870-1900 yılları arasında çoğunlukla hidrolik asansörler kullanıldı. Bu sistemde, yarısı yapının en üst katından yere kadar inen, öbür yarısı da temelin altında toprağa gömülü olan çelikten bir silindir asansör boşluğunu oluşturuyordu. Asansörün kabini de bu silindirin içinde aşağı yukarı hareket eden çok sağlam bir çelik pistonun üzerine oturtulmuştu. Silindire basınçlı su pompalandığında aşağıya iniyordu. 1890′dan sonra elektrik motorları yaygınlaşınca hidrolik asansörlerin yerini elektrikli asansörler aldı. Bugün kullanılan asansörlerin hemen hepsi elektriklidir.

 

Elektrikli Asansörler

 

Eski asansörlerde kullanılan halat sarmalı tambur sistemi, buhar makinesi yerine br elektrik motoruyla döndürülerek bugün de bazı asansörler de uygulanır. Ama elektrikli asansörlerin çoğu artık çekmeli tiptedir. Bu asansörlerde, askı halatlarının bir ucuna asansör kabini, öbür ucuna da kabinin ağırlığını dengeleyen bir karşı ağırlık bağlanmıştır. Askı halatlardan her biri, asansör boşluğunun tepesine yerleştirilmiş bir kasnağın ya da makaranın üzerindeki ayrı bir yive oturur. Bir elektrik motoruyla çalışan bu makara döndükçe halatları hareket ettirir. Böylece asansör bir yöne doğru yol alırken karşı ağırlık ters yönde harreket eder.Bugünün asansörleri, kabinin çok hızlı inip çıkmasını ve en üst ya da en alt kat hizasını çıkmasını ve en üst ya da en alt kat hizasını geçmesini önleyen birçok güvenlik düzeneğiyle donatılmıştır. Bu düzenekler çalışmasa bile, asansörün en üst katı geçerek tepedeki aygıtlara değecek kadar yükselmesi olanaksızdır. Çünkü kabin en üst kata ulaştığında karşı ağırlık ,kuyu dibinde bulunan tamponlarin üzerine oturur böylece halatlar gevşediği için kabini daha yukarı çekemez.

Modern asansörlerden bazıları da pistonlu-elektrikli tiptedir. Bunlar tıpkı eski hidrolik asansörler gibi çalışır, yalnız paslanmayı ve donmayı önlemek için su yerine yağ kullanılır. Silindirin içine elektrikli bir pompayla basılan yağ elektrikli vanalara boşaltılır. Bu asansörler çok yüksek olmayan yapılarda, özellikle de ağır yüklerin kaldırılması için fabrikalarda ve uçak gemileri ile otomobil yıkama-yağlama istasyonlarının yükseltici platformlarında kullanılır.

 

Elektronik Denetimli Asansörler

 

Elektrikli asansörlerin yaygınlaşmasından sonra bile, asansörün iniş çıkışını denetlemek ve kabin kapılarını açıp lapatmak için uzun süre asansör görevlilerine gerek duyuldu. Yolcuların kabindeki düğmelere basarak asansörü kendi kendilerine çalıştırabilmeleri 1890′lara rastlar. Başlangıçtaki küçük kabinli ve çok yavaş olan bu asansörler ancak konutlarda ya da az sayıda insanın girip çıktığı birkaç katlı iş hanlarında kullanılabiliyordu.

Elektronik bilimi ilerledikçe, işlek yapılarda kullanılan hızlı asansörler için otomatik denetim sistemleri geliştirildi. Bu otomatik elektronik aygıtlar, birkaç asansörü olan yapılarda aynı zamanda görev dağıtımı yapan bir “komuta tablosu” işlevini görür. Bu aygıtlar verilen programa uygun olarak asansörlerin iniş çıkış yönünü yolcu trafiğine göre düzenler. Yaklaşık 30 yıldır yüksek yapılardaki asansörlerin çoğu tam otomatiktir. Bu asansörler insan eliyle denetlenen asansörlerden çok daha verimli, hızlı ve güvenilirdir.

 

Otomatik Asansörler

 

Yolcular kabindeki düğmeleri kullanarak istediği kata ulaşabilir.Otomatik asansörlerin kabininde, kapının bir ya da iki yanında yerleştirilmiş bir panelde yapının her katı için numaralı bir düğme bulunur. Asansöre binen kişinin yapacağı tek şey çıkmak ya da inmek istediği katın düğmesine basnmaktır. Sonradan binen yolculara asansörün hangi katta duracağını haber vermek için, basılan düğmenin içinde bir ışık yanar. Düğmeye basıldıktan sonra çok kısa bir süre sonra kapılar otomatik olarak kapanır ve asansör kendiliğinden harekete geçer. Duracağı kata yaklaşırken de gene otomatik olarak yavaşlar ve kat kapısıyla aynı düzeye geldiğinde durur. Asansör yukarı çıkarken, yapının koridorlarındaki asanör kapılarının yanında bulunan panelin çıkış düğmelerine basan başka yolcuların bulunduğu katlarda da durur. Aşağı inerken de iniş çağrılarına yanıt verir. Otomatik denetim düzeneği bütün çağrıları sırayla yanıtlamak üzere belleğinde sakladığı için, aynı iniş ya da çıkış sırasında asansörden çok sayıda yolcu yararlanabilir.

Asansör kat düzeyine gelip durduğunda kapılar otomatik olarak açılır; yolcuların bütün iniş çıkışları bitince de yavaş yavaş kapanır. Tüm kapılar kapanırken iki kanadın arasında bir yolcu kalmışsa, elektronik bir aygıt bu durumu saptayarak kapıların yolcuya çarpmadan durmasını sağlar. Ama bu yalnızca bir anlık bir duraklamadır. Eğer herhangi birisi kapıları zorlayarak açık tutmaya çalışırsa, kapı kanatları aradaki yolcuyu hafifçe iterek uzaklaştırır ve asansörün yoluna devam etmesini sağlar.

 

Asansörlerin Programlanması

 

Çok sayılı asansör sistemi.Çok sayıda asansörü olan yüksek yapılarda bütün asansörlerin çalışması bilgisayarlara bağlı otomatik aygıtlarla yönlendirilir. Bu aygıtlar, asansörlerin iniş çıkışlarını yolcu trafiğine göre düzenleyecek biçimde programlanmıştır. Çok işlek bir yapıda sabah ve akşam saatleri arasındaki yolcu trafiğinin akışına uygun olarak genellikle altı ayrı program uygulanır. Günün erken saatlerinde insanlar işyerlerine yetişmek için acele ettiklerinden asansörlerin çoğu çıkış yönüne çalıştırılır. Sabahın geri kala bölümünde çıkış ve inişler dengelidir. İnsanların öğle yemeğine gitti saatlerde inişler, öğle yemeğinden dönüşte çıkışlar daha yoğundur. Sonra yine uzun bir süre inişler ve çıkışlar dengelenir. İş günün bitiminde asansörlerin çoğu bu kez iniş yönünde çalşıacak şekilde programlanır. En sonunda, gece hizmetine ayrılan bir ya da iki asansör dışında elektronik sistem bütün asansörleri otomatik olarak durdurur.Gaz kompresörü, gazın hacminin indirgenmesi yolu ile gazın basıncını arttıran mekanik bir alettir. Gazlar sıkıştırılabilir maddelerdir. Gazın sıkıştırılması esnasında, doğal olarak sıcaklığı da artar.Kompresörler, çalışma prensibi ve yapılan iş bakımından (akışkanın üzerindeki basınç artışı ve bir hat boyunca akışkanın taşınabilmesi yönünden) pompalara çok benzerler. Kompresörde gazın, pompalarda sıvının hacminin düşürülmesi yani sıkıştırılmasının sonucu olarak sıvı veya gazın basıncı yükselir ve bu basınç artışı sıvı veya gazın başka bir yere aktarılmasını mümkün kılar.Kompresörler tek kademede sıkıştırma yapabildikleri gibi kapasitelerine bağlı olarak kademe sayıları artabilir. Yine tek başlarına kullanılabildikleri gibi türbinlerle beraberde (turbo-kompresör grubu) olarak kullanabilirler.

Geleneksel giysiler

Masa

Masa, ayaklar veya bir destek üzerine oturtulmuş tabladan oluşan bir mobilyadır. En yaygın masa türü dört ayak üzerine yerleştirilmiş, dikdörtgen tahta bir yüzeyden oluşanıdır. Yemek yemek, çalışmak gibi bireysel amaçların yanısıra, farklı kişileri toplamak, eşyaları belli bir yükseklikte tutmak gibi amaçlar için de kullanılır.

 

//Masa çeşitleri

 

  • Bilgisayar masası

 

  • Çalışma masası

 

  • Çizim masası

 

  • Piknik masası

 

  • Satranç masası

 

  • Yemek masası

  

Tarihçe

 

Bilinen ilk masalar Mısırlılar tarafından imal edilmiş ve kullanılmıştır. Eşyaları yerden yüksekte tutmak amaçlı olarak metal veya taş satıhlardan yapılmışlardır. Yunanlılar ve Romalılar masayı özellikle yemek yemek için kullanmışlardır.Yunanlıların masaları kullanım sonrasında yatakların altına sürüyor olmaları ilginçtir. Sehpa havasında, bronz veya gümüş karışımlı, mermer, tahta ya da metal masalar geliştirmişlerdir. Daha sonraki zamanlarda, ayrı parçalardan oluşmuş daha büyük dikdörtgen ve yuvarlak masalar Romalılar tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Doğu Roma İmparatorluğu zamanında, masalar genelde metal ya da ahşaptan imal edilirdi ve dört ayağı X şeklinde iplerle tutturulurdu. Yemek masaları daha geniş ve yuvarlaktı. Batı Avrupa’da yoğun savaşlar ve işgaller bilgi kaybına yolaçmış ve hızlı yer değiştirme zorunluluğunda kalan toplumlarda masalar daha çok derme çatma bir hal almıştır. Ahşap işciliği küçük yuvarlak masalar 15.yüzyıldan itibaren günlük yaşama girmişlerdir. Gotik dönemde, sandık kullanımı yaygınlaşmış ve bu eşya çoğunlukla masa olarak da kullanılmıştır. Yemek masaları ise ilk kez 16.yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır. Yerde oturmaya ve yemeğe alışık Türk toplumunda ise masa kullanımı ilk kez 19.yüzyıla denk gelir. 

Ünlü masalar

 

  • Yuvarlak Masa : İ.S. 454-470 yılları arasında hüküm sürmüş olduğu varsayılan Britanya Kralı Arthur’un ve şövalyelerinin etrafında toplandıkları ileri sürülen masa

 

  • Beyaz Masa : İstanbul belediyelerinin geliştirmiş olduğu bir ” Halkla İlişkiler ” hizmetidir.

  

Eşsesli kelimeler

 

  • Yerleşim düzeni : Bu mobilya etrafında oturanların tümü

 

  • Organizasyon : Bir kurum icerisinde belli konularla ilgili islerin yurutuldugu bolume verilen ad, örneğin narkotik masası, kaçakçılık masası

 

  • Teknik :Teknik kontrolleri barındıran aletler; panelin türkçesi, örneğin ışık masası, ses masası

 

  • Coğrafya : Düz duruşlu yer, düzlek yapı

 

  • Spor : İç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama aracı.

  

Deyim ve tamlamalar

 

  • Masaya oturmak : Yemek yemek amaciyla masa etrafinda yerini almak

 

  • Masa başı: Dikdörtgen masalarda kısa kenara verilen ad; genelde grubun liderinin/büyüğünün yeri olarak bilinir.

 

  • Ameliyat masası : Hastaların ameliyat edilmek üzere uzandıkları yatay düzlem

 

  • Bilardo masası : Üzerinde bilardo oynu oynanan dikdörtgen şeklinde, çuha kaplı, derinliği olan mobilya

 

  • İçki masası : Yemek eşliğinde içki alınan, muhabbetin yemekten daha önemsendiği sofra

 

  • Ütü masası : Ütü yapmak için kullanılan, yüksekliği ayarlanabilen, sol kenarı gömlek ütülemeyi kolaylaştırmak için sivriltilmiş, sağ kenarında sıcak ütünün buharını dışarıya vermesine izin verecek şekilde dizayn edilmiş metal kol bulunan, üstü kauçuk örtü ile kaplı ev eşyası

 

  • Masa tenisi masası : Oyun alanı olarak tanımlanan masanın üst yüzeyi 2.74 m uzunluğunda, 1.525 m genişliğinde ve yerden yüksekliği 76 cm olmalıdır. Oyun alanının yüzeyi 30 cm yüksekten bırakılan nizami bir ping-pong topunu her yerinde 23 cm zıplatan herhangi bir malzemeden olabilir. Oyun alanının yüzeyi her yerinde koyu renkli ve mat olmalı, kenarlarında 2 cm genişliğinde beyaz çizgi çizilmelidir. Tek parça dikey bir net, masayı enlemesine iki eşit parçaya böler. Çift maçları için oyun alanı diklemesine tam ortadan 3 mm genişliğinde beyaz bir çizgi ile iki eşit parçaya bölünmesi gerekir.Bu beyaz çizgi her iki oyun alanında sağ bölümün bir parçası olarak kabul edilecektir.

 

  • Masaüstü : Bilgisayar alaninda kullanılan terim. Ekranda bütün programların altında kalan alandır; duvar kağıtları fonunu oluşturur.

 

  • Masa saati : Masa üzerinde yeralan, değişik boyut ve şekildeki dijital ya da analog saat. Çoğunlukla alarm olarak kullanılır.

 

  • Masa takvimi : Genellikle işyerlerinde, büro üzerinde kullanılan blok takvim. Herbir sayfa bir çalışma gününe denk gelir. Güncel ve bir sonraki yıla ait takvim, güncel ve bir sonraki ay takvimleri, vergi, prim ve fon ödeme ve beyanname verme tarihleri, resmi tatiller, 31, 61, 91, 121, 151 ve 181 gün sonraki tarihler, hafta sayısı, geçen ve kalan gün sayısına ait bilgiler de içerir.

 

  • Masa oyunları :

  • Dama

 

  • Domino

 

  • Kızma birader

 

  • Mikado

 

  • Monopoli

 

  • Okey

 

  • Satranç

 

  • Tavla

 

  • Senet

  

Genel

 

Yemek masası düzeni

 

Yemek masası ya da sofradaki oturma düzeni, modern zamanların genel kültür kuralları arasına girmiştir. Bir çift konuk için sofrada ayrılan onur yerleri daima ev sahibi ve sahibesinin sağ taraflarıdır. Onur konuklarının yakınlarındaki diğer sandalyeler de onur konuklarından sonra gelen mevki ve yakınlıklarına göre bir bay, bir bayan kuralına göre dizilirler. Ev sahibi ile onur konuğunun eşi yan yana ve ev sahibesi ile onur konuğu yan yana otururlar.

 

Semaver

 

Semaver

 

Semaver (Rusça: самова́р), çay demlemek ve demli çayın bardakta açılması için gerekecek sıcak suyun kaynatılmasında kullanılan ve içinde kömür (günümüzde elektrik) yanan ocağı bulunan musluklu kap. Anayurdu Rusya olan ve özellikle Rus evlerinin çoğunda nostaljik olarak yer alan bu metal kabın ismi, Rusça’daki sama ve varit olan, yani ‘yalnızca kaynamak’ anlamına gelen kelimelerden türeyerek oluşmuştur. Bakır, pirinç, tunç veya sactan imal edilen semaverler silindir veya dikdörtgen prizması şeklinde yapılır. Alt tarafta delikli ve ızgaralı kömür yanan kısım ve yukarıya doğru uzanan baca ile, bunun etrafında ısınan suyun bulunduğu su haznesi yer alır. Altta, su almak için musluk vardır.

 

Çamaşır makinesi

 

1906′da Ala Fischer, çamaşır makinesini icat etti. Makinenin içine yatay olarak yerleştirilmiş metal tambura kirli çamaşırlar konuluyordu. Tambur, elektrik yardımıyla döndürülüyor ve hareket sırasında çamaşırlar sürekli suyla temas ederek temizlenmiş oluyordu. İlk kurutuculu çamaşır makinesi ise 1924′te üretildi. Çamaşır makineleri sürekli gelişerek günümüzdeki halini aldı.

 

Gakuran

 

(学ラン) Japonya’da ortaokul ve liseye giden erkek öğrencilerin giydiği üniformadır. Normalde rengi siyahtır fakat bazı okullarda denizci mavisi veya koyu mavi renklerde olabilir.

 

Üst tarafında yaka olur ve bu yakadan başlayarak aşağıya kadar düğmeler vardır. Düğmeler genellikle okul amblemi ile süslenir. Pantalonlar düz tek renklidir ve siyah veya koyu bir kemer takılır. Erkekler genelde üniforma ile beraber deri veya bez ayakkabı giyerler. Bazı okullarda öğrencilerin yakaların ufak bir broş okul veya sınıf derecesini gösterir. Manga ve animelerde başkahramanların veya sert çocuk karakterlerinin gakuranları dikkat çekecek seviyede farklı olabilirler; normalden çok uzun veya kısa ceketler veya farklı renkler gibi.

 

Erkek üniformalarının üstten ikinci düğmesi genellikle kendilerini seven kızlara veririlir ve bir çeşit itiraf sayılır. Diğer düğmelerde birden daha fazla kız tarafından istenmesi durumunda verilebilir.

 

Gakuran Prusya ordu üniformalarından esinlenerek yapılmıştır.

  

Gemici fuku

  

Gemici fuku giymiş Japon lise öğrencileri

 

Gemici kıyafeti veya gemici fuku ortaokul ve liselerdeki kız öğrenciler tarafından giyilen yaygın Japon okul üniformasıdır (セーラー服 sērā-fuku). Okul üniforması olarak 1921 yılında Fukuoka Jo Gakuin Üniversitesi (福岡女学院) müdürü Elizabeth Lee tarafından tanıtılmıştır. O zamanki Britanya Kraliyet Donanması tarafından kullanılan üniformalardan esinlenen Lee de bu üniforma ile Birleşik Krallık’ta bir öğrenci değişim programında tanışmıştır.

 

Özellikleri

 

Erkek üniformaları gakuranlar gibi, gemici fuku da askeri donanma üniformalarına benzer. Genellikle gemici yakalı bir bluz ( eri ) ve pilili bir etekten oluşur. Kol uzunlukları ve kumaş yapısı yaz ve kış sezonlarında farklılık gösterebilir. Bluzun ön tarafında, kravat ve kelebek kravat gibi çeşitli şekillerde bağlanmış bir kurdele bulunur: Genellikle gemici mavisi, beyaz, gri ve siyah renklerde olur.

 

Ayakkabı, çorap ve diğer aksesuarlar da bazen üniformaya dahil olur. Çoraplar da genellikle gemici mavisi veya beyaz, ayakkabılar ise genellikle kahverengi veya siyah olur. Belirleyici olmasa da, bol çoraplar modaya uyan gemici fuku giyen kızlarla eşleştirilir.

 

Kültürel önemi

 

Gemici fukunun eski öğrenciler için nostaljik bir önemi vardır ve genellikle kaygısız gençlikle bağdaştırılır. Taklit gemici fuku Cadılar Bayramı ve diğer parti akşamları kullanılan bir kostümdür ve Japonya’da mağazalarda satılır.

 

Okul eşyalarının fetiş eşyalar olmalarından dolayı, Japon kanunları bunu zorlaştırsa da yeraltında burusera ismindeki yerlerde ikinci el gemici fuku giysisi satışı yapılır.

 

Üniforma genel olarak gençler tarafından uyum sembolü olarak görüldüğü için isyankâr öğrenciler bazı değişiklikler yaparak birey olduklarını göstermeye çalışır. Bunlar, etek boyutunu kısaltmak veya uzatmak, çorapları kıvırmak, kurdeleyi çıkartmak, yamaları veya rozetleri yakanın altına saklamak gibi değişikliklerdir. Son yıllarda, gemici fuku üniformasının daha açık renkli olanları Japon yankiler ve Bousouzoku bisikletli çeteleri tarafından kullanılmaya başlanmıştır.

 

Gemici fuku, diğer üniforma tarzları ile birlikte, otaku kültüründe inkâr edilemeyecek öneme sahiptir. Aynı şekilde anime, manga ve doujinshide karakterlerin önemli bölümü bu üniforma ile görünür:

 

  • Popüler anime Sailor Moon’da karakterlerin tümü süper kahramanlara dönüştüklerinde ayrıntılı gemici fuku üniformaları giyer.

 

  • Sailor Fuku o Nugasanaide 1980′lerde Onyanko Club tarafından söylenen ünlü bir şarkıdır.

 

  • Televizyon ve sinema dizisi Sukeban Deka genç kızları anlatır.

 

  • InuYasha’nın kadın kahramanı Kagome Higurashi, neredeyse her zaman gemici fuku ile görünür.

 

Kimono

 

Geleneksel evlilik kimonosu

 

Kimono (Japonca: 着物 -(きもの), kiru ve mono , kelime kelime çevirisi “giyilen eşya” yani “elbise”. Kelimenin etimolojik kökeni ki yani “giymek” ve mono yani “şey”dir[1][2]) Japonya’nın geleneksel giysisidir. Aslında tüm giysi çeşitleri için kullanılan kimono sözcüğü sonradan hâlâ kadın, erkek ve çocuklar tarafından giyilen uzun giysiyi tanımlamak için kullanılmaya başlamıştır.

 

Kimono T şeklinde, ayak bileğine kadar uzanan düz hatlı, yakalı ve uzun kollu bir giysidir. Kollar özellikle bileklerde çok geniştir, genişliği yaklaşık olarak yarım metreye kadar varır. Geleneksel olarak, özel günlerde evlenmemiş kadınlar hemen hemen yere kadar uzanan çok geniş kollu kimonolar giyer. Giysi gövde etrafına sarılır ve her zaman sol taraf sağın üstüne gelir. Obi adı verilen geniş bir kuşak ile arkadan bağlanır. Kimonolar genellikle geta veya zori adı verilen geleneksel tahta sandallar ve tabi adı verilen çoraplarla giyilir. Kimononun içine, nagajuban denilen daha kısa bir kimono içlik olarak giyilir.

 

  // Tarihçe ve tanım

 

1870′li yıllarda kimonolu Japon kadını

 

Kimono 5. yy.dan itibaren Çin ile Japonya arasında başlayan yoğun kültürel ilişkiler sırasında Çin Hanfusundan etkilenme yoluyla ortaya çıkmıştır. Kimono, kosode adı verilen ve iç çamaşırı niyetine kullanılan giysiden türemiştir. Modern kimono Japonya’nın Heian döneminde (794–1192) günümüzdeki şeklini almaya başlamıştır. O dönemden beri hem erkek hem de kadın kimonosunun temel biçimi değişikliğe uğramadan kalmıştır.

 

Geleneksel olarak tüm kadın kimonoları tek bedendir. Kimono giyenler, kendi bedenlerine uydurabilmek için kumaşı katlayarak vücutlarına sarar. Kimono tek bir kimono kumaşı topundan üretilir. Kumaş topları standart boyutlarda üretilir ve kumaşın tamamı tek bir kimono yapmak için kullanılır. Tüm geleneksel kimonolar elde dikilir, hatta kimono kumaşları da genellikle elde dokunup bezenir. Kimono kumaşı üretilirken, pirinç kolası ile yapılan Yuzen boya koruma tekniği, shibori ve el ile boyama teknikleri kullanılır.

 

Geçmişte, kimonolar yıkanmak için tamamen sökülür, sonra tekrar dikilirdi. Modern kumaşlar ve temizleme yöntemleri buna gerek bırakmasa da, geleneksel kimono temizliği hâlâ uygulanmaktadır. Kimonoyu saklamak amacıyla bazen dış hatlara teyelleme yapılır, böylece buruşup kırışması önlenir ve kimononun katları düzgün şekilde korunur.

 

Renk, kumaş ve stil ile obi gibi aksesuarlar zamanla çeşitlilik göstermiştir.

 

Değişik kullanım yerleri için çok resmîden gündelik kullanıma çeşitli kimonolar vardır. Bir kadın kimonosunun resmiyet derecesini genellikle kumaşın cinsi ve deseni ile rengi belirler. Genç kadınların kimonosu daha uzun kollu olur ve daha yaşlı kadınların oldukça resmî kimonolarından daha fazla işlemelidir. Erkek kimonoları genellikle tek bir temel biçimdedir ve genellikle aşırıya kaçmayan renklerde olur. Resmiyet derecesi aynı zamanda aksesuarların tipi ve rengiyle, kumaşın cinsi, kamonun (aile arması) sayısı ya da olmamasıyla da belirlenir. İpek en çok arzulanan ve en resmî kumaştır. Pamuklu gündelik kimonolarda kullanılır. Günümüzde polyester kimonolar da gündelik amaçlı kullanılmaktadır.

 

Günümüzde artık hem erkek hem de kadın kimonoları değişik boy ve bedenlerde bulunmaktadır. Tek bir kumaş topundan kimono yapılma geleneği nedeniyle büyük bedenleri bulmak çok zordur ve ısmarlama yaptırmak da çok pahalıdır. Sumo güreşçileri gibi çok uzun boylu ya da iriyarı kişiler kimonolarını ısmarlama yaptırmak zorundadır.

 

Kimonolar pahalı olabilir. Bir kadın kimonosu kolaylıkla 10.000 ABD dolarının üzerine çıkabilir. Kimono ile birlikte, içlikler, obi, bağlar, çorap, sandal ve diğer aksesuarların tamamı 20.000 ABD dolarının üzerinde satılabilir. Bir tek obi birkaç bin dolara satılabilir. Tipik kimonolar, ya da geleneksel sanatları icra edenlerin giydiği kimonolar çok daha ucuzdur. Bazıları kimonosunu kendisi yapar ve eski kimonolarını tekrar tekrar kullanır. Daha ucuz ve makine ile dokunan kumaşlar el ile boyanan geleneksel ipek kumaşların yerini almaktadır. Japonya’daki kullanılmış kimono pazarında ikinci el kimonolar 500 yene satılmaktadır. Kadınlar için yapılan obi genelde pahalıdır. Basit desenli veya düz renklileri 1.500 yen kadar düşük fiyata olsa da yüzlerce dolara da satılırlar ve üstelik deneyimsizler için obi yapmak kolay değildir. Erkekler için yapılan obiler ise ipek bile olsa daha ucuzdur çünkü erkekler kadınlardan daha dar ve kısa obi kullanırlar.

 

Kimonolar hiçbir zaman israf edilmez. Eski kimonolar değişik şekillerde tekrar kullanılır. Değiştirilerek haori, hiyoku ya da çocuklar için kimono yapılabilir. Kumaşı, benzer kimonoları yamamak için, el çantası ya da benzeri kimono aksesuarları yapmak için kullanılır. Daha küçük parçalardan değişik örtü, çanta ya da çay seremonisinde kullanılan peçeteler yapılır. Bel bölgesinden aşağısı zarar görmüş kimonolor “hakama”nın altına giyilerek zarar görmüş bölge saklanır. Hatta eski kimonolardaki ipek ipliği çözüp, erkek kimonoları için heku obi genişliğinde kumaş dokuyanlar bile vardır. Bu çözme-yeniden dokuma tekniğine “Saki-Ori” denir.

 

Günümüzde kimono genellikle özel günlerde ve kadınlar tarafından giyilir. Az sayıda yaşlı adam ve daha da az sayıda erkek günlük olarak kimono giymektedir. Erkekler kimonoyu daha çok evlilik törenlerinde ve çay seremonisinde giyer. Kimono hem erkek hem de kadınlar tarafından kendo gibi bazı sporlarda giysi olarak kullanılır. Profesyonel sumo güreşçileri de, ring dışında toplum önüne çıktıklarında geleneksel Japon giysileri giymeleri gerektiği için genellikle kimono giyerler.

 

Japonya’da kimono ile hobi olarak ilgilenen birçok kişi vardır, hatta yalnızca kimononun nasıl giyildiğini öğreten kurslar bile bulunmaktadır. Bu sınıflarda mevsime ve özel günlere uygun desenlerin ve kumaşların seçilmesi, kimono içliklerinin ve aksesuarlarının uyumu, gizli anlamlarına dikkat ederek kimono ve hiyokuların giyilmesi, obi seçimi ve kuşanması ve diğer konular öğretilmektedir. Kimono de Ginza gibi yalnızca kimono kültürü ile ilgilenen klüpler de bulunmaktadır.

 

Kadınlar için kimono

 

Çay seremonisinde ipek kimono giyen kadın

 

Modern kimono, geleneksel kimono kadar karmaşık değildir. Festivaller ve diğer resmî olmayan durumlarda giyilen kimonolar yalnızca iki kattan ya da bir kat ve gizli ikinci yakadan oluşur. Resmî olmayan bu kimonolar basit desenli veya tek renkli obiler ile giyilir. Tam takım resmî kimonolar genellikle gelinler, geyşalar, hostesler tarafından veya çok resmî olaylarda giyilir.

 

Tipik bir kadın kimonosu on iki ya da daha fazla parçanın kuşanılmasıyla giyildiği için, Japon kadınların çoğu yardım almadan geleneksel kimonoyu giyemeyebilir. Her birinin kendine özgü giyinme ve kuşanma şekli vardır. Özel günlerde profesyonel kimono giyme uzmanları kadınların kimono giymelerine yardım eder. Kimono giydiricileri lisanslı olarak kuaför salonlarında çalışırlar ve evlere de giderler.

 

Kimono seçimi sembolizm ve ince sosyal mesajlarla yüklüdür. Yapılan seçim kadının yaşına, medeni hâline ve olayın resmiyet derecesine bağlıdır. Azalan resmiyet derecesiyle kimonolar şöyle sınıflanır: