Bankot
Nisan 5,2007 — otvavBanknot
Banknot (1931)
Banknot, devlet bankası tarafından çıkarılan kağıt para. Banknotun, altın, gümüş, döviz gibi menkul kıymetlerden teşekkül eden bir karşılığı bulunur. Eskiyen para tedavülden çekilerek imha edilir. Kağıt paraların eskime süreleri Türkiye’de 36 ay, ABD’de 18, Almanya’da 55, İngiltere’de ise 10 yıldır.
Banknot, 17. yüzyıldan başlamak üzere bilhassa tarihte Birinci Dünya Savaşına kadar geniş bir tatbik sahası bulmuştur. Emtia (mal), arazi gibi servet unsurlarının karşılık olarak kullanıldığı görülmüşse de, altın ve gümüş gibi kıymetli madenler, en ziyade kullanım sahası bulan karşılıklar olmuştur. Banknotlar, bankalar tarafından ihrac edilebildiği gibi devlet tarafından da çıkartıldığı görülmüştür. Banknotlar, yüzde yüz bir karşılık gösterilerek ihraç edilirse, bu kağıttan paraya temsili kağıttan para adı verilmektedir (altın ve gümüş sertifikaları). Kısmi bir karşılığı olan kağıttan paraya ise itimada dayanan kağıttan para veya banknot denilmektedir.
Turnusol
| Turnusol (pH indikatörü) | ||
| 4,5 pH altında ise | 8,3 pH üstünde ise | |
| kırmızı | ↔ | mavi |
Turnusol belirli likenlerden (kuzukulağı) elde edilen içeriğinde orsein bulunan ve suda çözünen bir boyadır. Çözelti olarak veya bir filtre kağıdına emdirilerek kullanılır. Bu kağıda pH belirteci denir ve maddelerin asitliğini ölçmek için kullanılır. Mavi turnusol kağıdı asidik ortamlarda kırmızıya ve kırmızı turnusol kağıdı bazik ortamlarda (ör. Alkalin) maviye döner. Renk değişimi 4,5-8,3 pH aralığında olur (25°C’de). Turnusolun aktif maddesi erythrolitmindir. Düşük pH değerli maddeler asit olarak ve yüksek değerliler alkaliler olarak adlandırılır. Tesadüfen, katı ve suda çözünmeyen alkali maddeler bazlar olarak bilinmektedir.Turnusol kağıdı ile bir gazın pH derecesini ölçmek için, turnusol kağıdını ıslatmak gerekir. Gaz suda çözünür ve bu sayede tepkime olur.En sık olan turnusol tepkimeleri kırmızı turnusolun maviye veya mavi turnusolun kırmızıya dönüşmesidir. Ancak, bunların dışında da tepkimeler vardır. Örneğin, klor gazı mavi turnusol kağıdını beyaza döndürür (kimyasal deyimiyle, turnusol kağıdı ağarmıştır).
Versatil
Versatil, Uçlu kalem olarak da bilinir, milimetrenin 10/değerlerinde kurşun kalemi içerisinden kullanılan karbondan yapılmış uçları kullanan kalem çeşidi. Özellikle öğrencilik dönemlerinde kullanılır. 0.5, 0.7, 0.9 olacak şekilde uçları vardır. 0.3 ince teknik çizim kalemi de çıkmıştır.
Yazıcı
Epson marka bir püskürtmeli yazıcı
Yazıcı bilgisayardaki bilgileri kağıt gibi çeşitli yüzeyler üzerine yazan elektronik baskı birimidir. En önemli çıktı aygıtlarından biridir.
//Karakter yazıcılar
Karakter yazıcı
Daktilo makinesi benzeri olan bu tür ilk yazıcı türüdür. Karakterlerin daktilodaki gibi baskı şeridi üzerinden baskı ortamına aktarılması yöntemi ile çalışırlar. İlk örnekleri tamamen daktilo yapısında olan bu tür yazıcıların daha sonraları bir satırı bir defada basan, üzerinde tüm yazı karakterlerinin yer aldığı döner silidirlerin bulunduğu türleri de üretilmiştir. Karmaşık elektromekanik yapıları, düşük hızları ve sınırlı grafik baskı yetenekleri nedeniyle günümüzde kullanılmamaktadırlar.
Nokta vuruşlu yazıcılar
Nokta vuruşlu yazıcıMatris şeklinde düzenlenmiş baskı iğnelerini bilgisayardan gelen veriler doğrultusunda elektromıknatıs yardımıyla kağıt ile yazıcı kafası arasında gergin duran şeride nokta vurarak baskı yapan yazıcılardır.Sınırlı çözünürlük ve grafik yetenekleri, sesli çalışmaları, düşük hızları gibi olumsuz özellikleri olan bu tür yazıcılar, sadece harf ve rakamlardan oluşan baskı gereksinimi olan muhasebe kayıtlarının basılması gibi işlerde halen kullanılırlar.
Mürekkep püskürtmeli yazıcılar
Püskürtmeli bir yazıcının içiBu tip yazıcıların çalışma ilkesi genel olarak nokta vuruşlu yazıcılar ile aynıdır. Vurma noktalarının yerini yüksek hızla baskı ortamına püskürtülen boyar madde alır. Yarıiletken teknolojisindeki gelişmeler bu tür yazıcıların baskı çözünürlüğünü yüksek düzeylere çıkarmıştır. Günümüzde en yüksek baskı çözünürlüğüne sahip yazıcılar bu tür yazıcılardır. Bu tür yazıcılar diğerlerine göre oldukça sessiz ve daha küçük yapıdadırlar.Bu tür yazıcılarda, matris biçiminde düzenlenmiş çok sayıda püskürtme memesine sahip olan yarıiletken baskı kafaları kullanılır. Kullanılan püskürtme yöntemine göre; piezoelektrik, ısıl ve sürekli türleri vardır.
Püskürtme memeleri
Isıl püskürtücülü yazıcılar
Yazıcı kafasında bulunan püskürtme odalarında yaklaşık 300 °C’ ye kadar ısıtılan mürekkep damlacığı buharlaşıp, oluşan küçük patlama ile yüksek bir hızla (100 km/saat) kağıda püskürür. Isıtma gerekliliği nedeniyle bu tür baskıda su bazlı mürekkepler kullanılır. Japon Canon firmasının inkjet, Bubblejet yazıcıları bu biçimde çalışırlar.Az sayıda baskı yapan işletmeler ve ev kullanıcıları tarafından yaygın olarak bu tür kullanılır.
Piezoelektrik püskürtücülü yazıcılar
Bu tür yazıcılarda mürekkep püskürtme, piezoelektrik kristal püskürtme memeleri ile yapılır. Püskürtme işlemi uyarılan kristalin titreşerek mürekkebi püskürtmesi biçiminde yapılır.Bu türde, ısıtma gerekliliğinin olmaması, kullanılacak mürekkep türü konusunda herhangi bir sınırlamaya neden olmaz.Epson firması ürettiği püskürtmeli yazıcılarda bu yöntemi kullanır. Ticari ve endüstriyel uygulamalarda genellikle bu tür mürekkep püskürtmeli yazıcılar kullanılmaktadır.
Sürekli püskürtmeli yazıcılar
Bu yöntemle çalışan yazıcılar genellikle ürün kutuları vs. üzerine baskı yapmakta kullanılırlar. Görece uzak mesafelerden püskürtme yapılabilmesi; son kullanma tarihi, seri no gibi bilgilerin ürün kutuları üzerine kolaylıkla yazılabilmelerini sağlar.Bu tür yazıcılarda, basınçlandırılmış mürekkep durgun elektrik ile yönlendirilerek mikroskopik bir memeden baskı ortamına gönderilir.
Lazer yazıcılar
Lazer yazıcıSon geliştirilen yazıcı türüdür. Sessiz, yüksek baskı kalitesine sahip ve diğer yazıcılara göre daha hızlıdır. Temel olarak fotokopi makinesine benzer bir baskı tekniği kullanırlar. Fotokopi makinesi ile laser yazıcıyı birbirinden ayıran özellik; baskı kaynağının bilgisayardan gelen sayısal kodlarının olmasıdır.Bilgisayardan gelen sinyaller lazer yardımı ile ışığa duyarlı baskı silindiri (davul-drum) üzerine çizilir. Bu işlem baskı silindirinin çizilen bölgelerinin durgun elektrikle yüklenmesini sağlar. Silindir üzerindeki durgun elektrikel yüklü alanlara baskı tozu parçacıkları (toner) yapışır. Yapışan baskı tozu, dönmekte olan baskı silidiri tarafından baskı ortamına (genellikle kağıt) aktarılır. Baskı tozunun baskı ortamına sabıtlenmesi için baskı ortamı 200 °C civarında sıcaklığı olan sabitleme silindirleri arasından hızla geçirilir ve hava üflenerek soğutulurak baskı işlemi tamamlanır.Son yıllarda renkli baskı yapabilen türleri de üretilen lazer yazıcılar, hızlı ve hesaplı olmaları nedeni ile ticari ve ticari olmayan kullanıcılar tarafından yaygın olarak kullanılırlar.Daha çok fotokopi gibi çoğaltma işlemlerinde kullanılır.
Isıl yazıcılar
Isıl yazıcıIsıya duyarlı kağıt üzerine baskı yapan yazıcılardır. Faks cihazlarında kullanılan yöntemle çalışırlar.Isıl yazıcılarda, bilgisayardan gelen sinyaller ile kontrol edilen çizgisel dizili ısıtıcı elemanları, üzerlerinden (altlarından) geçen ısıya duyarlı kağıda dokunarak ısıtarak baskı yaparlar.Hızlı ve sessizdirler, saklanması her zaman gerekli olmayan ve yüksek baskı kalitesi gerektirmeyen; ATM çıktıları, biletler vb. baskı işlerinde kullanılırlar.
Sinyal boğucu
Sinyal boğucu (Sinyal karıştırıcı, Sinyal bozucu, jammer), bir alıcı-vericı sistemde aradaki iletisim ortamını bozan alete denir. Genelikle alıcıyı (genellikle radyo) hedefleyen kuvvetli bir vericidir.Sinyalin taşınma şekli en sık elektromanyetik dalga olmak üzere ses, ışık (UV’ten IR’de kadar) de olabilir. Alıcının duyarlı olduğu band aralığinda yüksek güçte sinyal yayıyını yaparak alıcının giriş katının tüm band için baskılanmasını sağlar ve alıcıyı “sağırlaşır”. Sinyal boğucu, alıcıda seçicilik ve duyarlılık özelliklerini hedef alır. Q faktörü yükek alıcılar, bu tür engellemelere karşı daha dirençlidirler.
Pratik uygulamaları oldukça fazladır:
- Topluluk içinde kişilerin yüksek sesle radyo-TV dinlemelerini engellemek
- Sinema, konser, tiyatro gibi cep telefonlarının kullanımının uygun olmadığı ortamlar
- Uzaktan kumandalı aletlerin engellenmesi
- Uzaktan kumandalı bombaların erken tetiklenmesi ya da engellenmesi
- Binanın dışında kullanılarak elektronik kalkan olarak kullanılması (iç iletişimin gizlenmesi)
- Güvenlik kameralarının engellenmesi (lazer ya da elektromanyetik alan ile)
- Polis hız dedektörünü engelleme
- Askeri ya da sivil radarları engelleme *Askeri ortamlarda karşı tarafın iletişini engellemek
- Mikrofonları engelleme (ses ile)
4WS
Yönlendirme mekanizmasıDört tekerden yönlendirme (Four wheel steering), virajlarda yol tutuşu artıran , yüksek hızlarda araçların emniyetli ve kolay sollanmasını sağlayan, şehir içindeki manevraları ve park etmeyi kolaylaştıran bir sistemdir .İlk 4ws sistemi 1905 yılında Lotil marka traktörde uygulanmıştır. Honda 1987 yılında mekanik kumandalısını, Mazda ise 1988 yılında elektronik kumandalısını piyasaya çıkarmıştır.
Çalışması
Ön tekerlekleri sağa veya sola kırdığımızda arka tekerlekler de ön tekerleklerin 5′te 1′i kadar sağa veya sola dönerek arabanın arkasının viraj dışına doğru kaçmasını engeller. Yüksek hızda arka tekerlekler ön tekerleklerle aynı yönde düşük hızlarda ters yönde dönmektedirler.
Gramofon
Edison silindir fonograf 1899
Bir Berlinli gramofon fabrikası
Gramofon , eski Yunanca fone, “ses” ve grammein, “yazmak” kelimelerinden kaynaklanıyor. Bu makine ile ses ve müzik kayıtı veya dinleme olanakları bulunmaktadır. Ilk patenti , 29 Eylül 1887 alman yaratıcı Emil Berliner tarafından alındı.Gramofon bir yuvarlak ince taş plak ile , fonograf ise bir silindir ile çalışır. Ilk fonograf yaratıcılardan biri ünlü Thomas Alva Edison dir.
İlk müzik çalar kutusu. Meyhane kültürünün vazgeçilmez aracı. Taş plak ile bir araya gelince bir güzel olur. Rock müzik bile yapılır
Hidrolik pompa
Hidrolik pompa, mekanik enerjiyi hidrolik enerjiye dönüştüren bir devre elemandır. Bir elektrik motoru veya içten yanmalı motordan aldığı dönme hareketi ile artan hacim - azalan hacim prensibine göre depodan akışkanı emer ve sisteme basar.Hidrolik pompalarla ilgili çok yanlış bir inanış vardır: Hidrolik pompalar basınç oluşturmaz. Basınç, akışkanın akışına karşı gelen dirence bağlı olarak oluşur.Temel olarak 3 gruba ayrılırlar:
A. Dişli Pompalar B. Paletli Pompalar C. Pistonlu Pompalar
Piston
Aluminium pistonu
Piston, bir silindir içine hassas olarak uyarak ileri-geri hareket eden silindirik veya disk şeklinde parça. Motor, pompa ve kompresör gibi makinalarda silindirden dışarı uzanan (biyel) piston koluna bağlı olarak kullanılır.
Tarihi
Eldeki bilgilere göre M.Ö. 200 veya M.S. 200 sıralarında piston, Bizanslı Phito, Aleksandrialı Ctesibius ve Hero tarafından tasarlanmıştır. Fakat genel olarak kullanılması verimli madenlerden su tahliyesi için kullanıldığı 1550 yılına kadar gerçekleşmedi. 1712 senesinde Thomas Newcomen, pistonu ilk defa buhar makinasında kullandı. Bugün pistonun, motor silindirlerinde ve pistonlu pompalarda geniş bir kullanma sahası bulunmaktadır.
Görevi
Bir otomobil motorunda yakıt-hava karışımı silindir içinde ateşlendiğinde genişleyen gazlar pistonu aşağıya iterek piston koluna (biyel) bağlı olan krank milini döndürür. Bir buhar makinasında, yüksek basınçlı buhar silindirin bir ucundan girerek pistonu iter. Bu ilerleme hareketi pistona bağlı krank-biyel mekanizması yardımıyla dönme hareketine çevrilir. Bir pompada piston elle veya bir makina ile hareket ettirilerek su veya sıvıların hareket ettirilmesinde veya yükseğe basılmasında kullanılır. Bir kompresörde makina veya motor pistonu çalıştırarak silindir içindeki hava veya diğer gazların daha yüksek bir basınçta sıkıştırılmasını sağlar.
Yapısı
Piston, yapı itibariyle gövde, sızdırmazlığı sağlayan segmanlar ve biyel ile bağlantıyı sağlayan mafsaldan meydana gelir. Gövde ve segmanlar, patlamalı motorlarda yüksek sıcaklıklara dayanması için alaşımlı çelikten yapılır. Segmanlar makina ve akışkanın cinsine ve sıcaklığına göre kenevir, keçe, dökme demir, çelik, bronz, kösele ve kauçuktan yapılabilir. Hidrolik cihazlarda sızdırmazlığı sağlamak için kauçuk ve köseleden yapılan segmanlar kullanılır. Pistonlarda en önemli problem bunların gövde ve segmanlarının aşınmasıyla sızdırmazlıklarını kaybetmeleridir. Bu sebeple bilhassa yüksek basınçta çalışan motor pistonlarının silindirine sürtünen yüzeyleri iyice işlenip parlatılarak ısıl işlemle sertleştirilir.
Tekerlek
Tekerlek
Tekerlek, bir eksen etrafında dönen bir disk veya dairevi bir çatı vasıtasıyla dönme hareketi yapabilen mekanik bir düzen. Tekerlekle elde edilen dönme hareketi makinanın temelidir. Öyle ki makinalaşmış medeniyetin onsuz gelişebilmesi düşünülemezdi. Tekerleğin keşfi çok eski zamanlara uzandığından zaman içinde sayısız kullanma alanı ortaya çıktı. Önce kara taşımacılığında yeni bir devir açtı. Sonraları bir seri değişikliklerle işçiliği azaltmak, verimi arttırmak, taşıma hayvanının ve insanın sınırlı kas gücü kapasitelerine destek olan güç kaynaklarının yerini almak üzere makinalar geliştirildi.Tekerlek prensibinden geliştirilen sadece birkaç düzeni zikretmek bile tekerleğin yol açtığı gelişmenin, boyutları hakkında bir fikir verir. Dönen miller, makara ve kasnaklar, dişliler, volanlar ve diğer düzenler, türbinler, içten yanmalı motorlar ve elektrik motorları gibi karmaşık düzenler, sıkça kullanılan tekerlek prensibinden geliştirilmiş mekanizmalardan sadece bir kısmıdır. Bunlardan bazısı vinç ve dairevi testerelerde olduğu gibi gücün doğrudan çalışma noktasına uygulanmasını sağlar. Diğerleri, tabii güç kaynaklarını yel değirmeni ve dinamoda olduğu gibi aktarılabilen şekillere dönüştürür.
Tekerleğin çalışması sonsuz sayıda kaldıraç gibi düşünülerek açıklanabilir. Mesela at arabası tekerleğinde yere değen çember dayanak noktası olmak üzere her parmak bir kaldıraçtır. Lokomotifteki tekerlekteyse dingil dayanak noktası olmak üzere yarıçapın ortasında bir yere bağlanan kol, gücü tekerlek çemberine aktarır. Dingilin sabit olması halindeyse tekerlek çemberine uygulanan kuvvet, bağlanan kolu hareket ettirir. Çeşitli dişli takımları, gücü ve hızı yarıçap uzunluklarıyla orantılı olarak değiştirir. Tekerlek, yükü ileriye çektiği gibi sürüklenen bir cismin aksine sürtünmeyi de azaltır. Böylece at veya insan, sırtında taşıyabileceğinden çok fazlasını çekebilir.
İlk Tekerleğin Tarihçesi Tekerlek hakkında ilk bilgi, milattan 3500 yıl önce Sümerlerin kullandığı iki tekerlekli araba olarak belirlenmiştir. Diğer bütün keşifler gibi tekerleğin keşfinde de daha önceden bilinen düzenlerin rolü olmuştur. 2000 yıl süreyle büyük ağırlıkların taşınması için yuvarlak cisimler kullanılmış, yükler hayvanlar tarafından sürüklenen ağaç gövdeleri ve kızaklar üzerinde nakledilmiştir. Bu tip kızaklar altındaki gövdelerin kılavuzlarla gönderilmesi taşımayı büyük ölçüde geliştirmiş daha sonra kılavuzların karşılaştığı güçlükleri kaldırmak için gövdenin ortası inceltilmiştir. Böylece gövdenin iki tarafında ilk tekerlekler elde edilmiştir. Nihayet sabit dingillere takılıp serbestçe dönebilen tekerlek tipine ulaşılmıştır. Arkeolojik bilgilere göre tekerleğin menşeinin Yakın Doğu olduğu anlaşılmaktadır. Tekerlekli araçlar Sümerlerde M.Ö. 3500, Asurlularda M.Ö. 3000, İndüs Vadisinde M.Ö. 2500, Orta ve Kuzey Avrupa’da M.Ö. 1000 ve İngiltere’de M.Ö. 500 yıllarında bilinmekteydi. Bu sıra, tekerleğin tek bir menşe’den yavaş yavaş Eski Dünya’ya yayıldığını göstermektedir.
İlk tekerlekli araçların birçok mahzurlu yanları olduğundan sınırlı kullanma alanları vardı. Dört tekerlekli araba da hemen iki tekerlekli kadar eskidir. Bunlara hareketli bir ön dingil takılana kadar bütün gövde kaldırılmak suretiyle yönlendiriliyorlardı. Ayrıca kullanılan öküz veya eşeklerle hız çok azdı. Ancak M.Ö. 2000 yıllarından sonra daha süratli olan atın, Asya steplerinden Mezopotamya’ya gelmesinden sonra iki tekerlekli araba bir savaş aracı olarak kullanılmaya başlandı.
Tekerleğin bir makinaya ilk uygulaması değirmen taşının akan bir suya karşı konulmuş su dolabıyla döndürülmesidir. Bu düzen Yakın Doğudan M.Ö. 1. yüzyılda yayılmış çok geçmeden basit dişliler ilave edilerek ilk un değirmenleri yapılmıştır. Bundan sonra tekerleğin kullanıldığı yerler gittikçe genişlemiş, su dolabıyla işleyen mekanik çekiçler, maden öğütme değirmenleri ve dirsekli millerle körükler ve yel değirmenleri geliştirilmiştir.
Dişli çarkların bulunmasından sonra saat mekanizması gibi daha karmaşık sistemler yapıldı. Zamanla bu hususta büyük gelişmeler oldu
Vida
Farklı boyut ve tipte vidalarVida, esas itibarı ile, silindirik bir mil üzerine vida profili adı verilen diş şeklinin helix eğrisi boyunca sarılması ile meydana gelir. Helix eğrisi, uzun dik kenarı, üzerine sarılacağı silindirin taban çevresine eşit olan bir dik üçgenin hipotenüsünün, silindir üzerine sarılışı sırasında oluşturduğu eğridir. Dik üçgenin kısa kenarı ise vidanın adımını göstermektedir ve helixin silindir yüzeyini bir defa dolanışındaki yükselme miktarı olarak tanımlanabilir.Helixin silindir üzerine sarılma yönüne göre, sağ ve sol vidalar oluşur. Silindire sarılan helis birden fazla ise vida, helix sayısına göre iki, üç,…,ağızlı vida olarak adlandırılır.
Vida profilleri kullanım amacına göre tespit edilir:
- Üçgen Vida Profili: Bağlantılarda kullanılan vidalardır. Metrik, Whitworth, vb.
- Trapez ve Testere Profilli Vidalar: Hareket vidası olarak kullanılırlar.
- Yuvarlak Profilli Vidalar: Atmosferik etkilere maruz kalan ve sık sık sökülüp takılması gereken yerlerde kullanılırlar.
Ayrıca kafa yapılarına ve tornavida ağızlarına göre de vidaları çeşitlendirmek mümkündür:
(a) tava, (b) düğme ,(c) yuvarlak ,(d) hilal ,(e) düz ,(f) oval(a) Düz, (b) Phillips, (c) Artı, (d) Yıldız, (e) Altı köşe, (f) Robertson, (g) Üç-kanat, (h) Tork-ayarlı, (i) Vida Anahtarlı
Kestirimci bakım
Titreşim analizi, yağ analizi, sıcaklık analizi gibi yöntemleri kullanarak makine elemanlarındaki arızaları tespit ederek arızaları önlemeyi hedefleyen bakım yöntemdir.
Kullanılan Yöntemler
- Model Bazlı Arıza Erken Uyarı : Sadece sisteme verilen akım ve gerilim bilgileri kullanılarak o sistemde oluşabilecek mekanik ve elektriksel arızaların tespit yöntemidir. Bu yöntemle öncelikle izlenecek sistemin, öğrenilmesi prosesi tamamlanır. Öğrenme verileri kullanılarak sistemde bir problem olup olmadığı tesbit edililebilinir. Bu yöntemle rulman, rulman yatağı, kaplin, eksen kaçıklığı , balanssızlık, izolasyon, kısadevre gibi tüm sistemle ilgili arızalar önceden tesbit edilebilir. Özellikle su kanalizasyon idareleri, çimento, demir çelik, enerji, petrokimya alanlarında yaygın olarak kullanılan uygulaması ve kullanımı son derece kolay, pahalı olmayan Türkiyede geliştirilmiş bir dünya teknolojisidir.
- Titreşim Analizi: Günümüzde en çok uygulanan çeşididir.Temeli dönen elemanların herbirinin dönme devriyle ve kendi geometrik yapısıyla alakalı bir frekansa sahip olmasına dayanır. Rulman, kaplin, kayış-kasnak mekanizmaları, dişli çarklar, mil, kaymalı yatak gibi dönen elemanlardaki arızaların bulunmasında oldukça yaygındır. Kağıt, petrokimya, çimento endüstrisi gibi dönen ekipmanların çok ve kritik oldukları tesislerde uygulaması oldukça geniştir.
- Yağ Analizi: Birlikte ve birbirine sürtünerek çalışan parçaların yağlanması bir zorunluluktur. Ancak yağlama ne kadar iyi de olsa sistemler mutlaka aşınma ve aşınan parçacıklar yağa karışır. Yağın içindeki parçacık miktarına bakılarak sistemin aşınma durumu tespit edilir.
- Sıcaklık Analizi: Daha çok ısı kaçaklarının belirlenmesinde kullanılan ve termal görüntülemeyle uygulanan bir yöntemdir.
Kompresör
Çoğunlukla atmosferden aldıkları havayı belirli bir basınca kadar sıkıştıran makina. Bu işlem yapılırken kompresör kanatlarına (veya pistonlarına - tipine göre değişmektedir.) iş verilerek dönmesi sağlanır böylece hava giriş kısmında alçak basınç çıkış kısmında yüksek basınç oluşturulur. Hava alçak basınçtan yüksek basınca doğru ilerlerken kompresör kanatlarına çarparak hızı artar. Böylece kanatlara verilmiş olan iş havaya geçer. Havaya iş verildiğinden havanın iş yapabilme yeteneği artmış olur (hava artık sıkıştırılmıştır.)
Dişli
Dişliler
Dişli, hareketi değiştirmek veya iletmek için kullanılan, üzerinde çeşitli profillerde diş açılmış, dairesel geometriye sahip bir makine elemanıdır. Sonsuz dişli, helis dişli, çavuş dişli vb. çeşitleri vardır.
Bir dişli tek başına kullanılamaz, hareket için en az iki dişli bulunmalıdır. Hareketin verildiği dişliye çeviren dişli, hareketin alındığı dişliye çevrilen dişli denir.
Asansör
AsansörAsansör, dikey olarak yük ve insan taşımada kullanılan bir araçtır. Asansör, özellikle şehirlerde vazgeçilmez bir araç olmuştur. Şehirlerde gittikçe artan arsa değerleri sonucu daha yüksek binalar yapılması, insanların üst katlara ulaşabilmesi için asansörleri zorunlu kılmıştır. Ayrıca inşaatlarda ve fabrikalarda yük taşıyan asansörler de mevcuttur.
Asansörler olmasaydı kentlerde pek çok insanın barındığı yüksek yapılar ve gökdelenler kurulamaz, birçok sanayi kolu gelişemezdi.
//Tarihçe
19. yüzyılda bazı maden ocakları ve fabrikalarda, kömür ve gerekli maddelerin taşınmasında yük asansörleri kullanılıyordu. İnsanların can güvenliğini tehlikeye atmayan ilk asansörler 19. yüzyıl ortalarında yapıldı. Bu döneme kadar kentlerdeki yapılar insanların merdivenle yukarı çıkabileceği yükseklikte, en çok beş altı katlı yapılıyordu.Bu güvenli asansörler buhar gücü ile çalışıyordu. Bu asansörlerde buhar makinesi bir tamburu döndürüyor, asansör kabinini çeken halat da tıpkı makaralı balık oltalarında olduğu gibi bu tamburun üzerine sarılıyordu.
1870-1900 yılları arasında çoğunlukla hidrolik asansörler kullanıldı. Bu sistemde, yarısı yapının en üst katından yere kadar inen, öbür yarısı da temelin altında toprağa gömülü olan çelikten bir silindir asansör boşluğunu oluşturuyordu. Asansörün kabini de bu silindirin içinde aşağı yukarı hareket eden çok sağlam bir çelik pistonun üzerine oturtulmuştu. Silindire basınçlı su pompalandığında aşağıya iniyordu. 1890′dan sonra elektrik motorları yaygınlaşınca hidrolik asansörlerin yerini elektrikli asansörler aldı. Bugün kullanılan asansörlerin hemen hepsi elektriklidir.
Elektrikli Asansörler
Eski asansörlerde kullanılan halat sarmalı tambur sistemi, buhar makinesi yerine br elektrik motoruyla döndürülerek bugün de bazı asansörler de uygulanır. Ama elektrikli asansörlerin çoğu artık çekmeli tiptedir. Bu asansörlerde, askı halatlarının bir ucuna asansör kabini, öbür ucuna da kabinin ağırlığını dengeleyen bir karşı ağırlık bağlanmıştır. Askı halatlardan her biri, asansör boşluğunun tepesine yerleştirilmiş bir kasnağın ya da makaranın üzerindeki ayrı bir yive oturur. Bir elektrik motoruyla çalışan bu makara döndükçe halatları hareket ettirir. Böylece asansör bir yöne doğru yol alırken karşı ağırlık ters yönde harreket eder.Bugünün asansörleri, kabinin çok hızlı inip çıkmasını ve en üst ya da en alt kat hizasını çıkmasını ve en üst ya da en alt kat hizasını geçmesini önleyen birçok güvenlik düzeneğiyle donatılmıştır. Bu düzenekler çalışmasa bile, asansörün en üst katı geçerek tepedeki aygıtlara değecek kadar yükselmesi olanaksızdır. Çünkü kabin en üst kata ulaştığında karşı ağırlık ,kuyu dibinde bulunan tamponlarin üzerine oturur böylece halatlar gevşediği için kabini daha yukarı çekemez.
Modern asansörlerden bazıları da pistonlu-elektrikli tiptedir. Bunlar tıpkı eski hidrolik asansörler gibi çalışır, yalnız paslanmayı ve donmayı önlemek için su yerine yağ kullanılır. Silindirin içine elektrikli bir pompayla basılan yağ elektrikli vanalara boşaltılır. Bu asansörler çok yüksek olmayan yapılarda, özellikle de ağır yüklerin kaldırılması için fabrikalarda ve uçak gemileri ile otomobil yıkama-yağlama istasyonlarının yükseltici platformlarında kullanılır.
Elektronik Denetimli Asansörler
Elektrikli asansörlerin yaygınlaşmasından sonra bile, asansörün iniş çıkışını denetlemek ve kabin kapılarını açıp lapatmak için uzun süre asansör görevlilerine gerek duyuldu. Yolcuların kabindeki düğmelere basarak asansörü kendi kendilerine çalıştırabilmeleri 1890′lara rastlar. Başlangıçtaki küçük kabinli ve çok yavaş olan bu asansörler ancak konutlarda ya da az sayıda insanın girip çıktığı birkaç katlı iş hanlarında kullanılabiliyordu.
Elektronik bilimi ilerledikçe, işlek yapılarda kullanılan hızlı asansörler için otomatik denetim sistemleri geliştirildi. Bu otomatik elektronik aygıtlar, birkaç asansörü olan yapılarda aynı zamanda görev dağıtımı yapan bir “komuta tablosu” işlevini görür. Bu aygıtlar verilen programa uygun olarak asansörlerin iniş çıkış yönünü yolcu trafiğine göre düzenler. Yaklaşık 30 yıldır yüksek yapılardaki asansörlerin çoğu tam otomatiktir. Bu asansörler insan eliyle denetlenen asansörlerden çok daha verimli, hızlı ve güvenilirdir.
Otomatik Asansörler
Yolcular kabindeki düğmeleri kullanarak istediği kata ulaşabilir.Otomatik asansörlerin kabininde, kapının bir ya da iki yanında yerleştirilmiş bir panelde yapının her katı için numaralı bir düğme bulunur. Asansöre binen kişinin yapacağı tek şey çıkmak ya da inmek istediği katın düğmesine basnmaktır. Sonradan binen yolculara asansörün hangi katta duracağını haber vermek için, basılan düğmenin içinde bir ışık yanar. Düğmeye basıldıktan sonra çok kısa bir süre sonra kapılar otomatik olarak kapanır ve asansör kendiliğinden harekete geçer. Duracağı kata yaklaşırken de gene otomatik olarak yavaşlar ve kat kapısıyla aynı düzeye geldiğinde durur. Asansör yukarı çıkarken, yapının koridorlarındaki asanör kapılarının yanında bulunan panelin çıkış düğmelerine basan başka yolcuların bulunduğu katlarda da durur. Aşağı inerken de iniş çağrılarına yanıt verir. Otomatik denetim düzeneği bütün çağrıları sırayla yanıtlamak üzere belleğinde sakladığı için, aynı iniş ya da çıkış sırasında asansörden çok sayıda yolcu yararlanabilir.
Asansör kat düzeyine gelip durduğunda kapılar otomatik olarak açılır; yolcuların bütün iniş çıkışları bitince de yavaş yavaş kapanır. Tüm kapılar kapanırken iki kanadın arasında bir yolcu kalmışsa, elektronik bir aygıt bu durumu saptayarak kapıların yolcuya çarpmadan durmasını sağlar. Ama bu yalnızca bir anlık bir duraklamadır. Eğer herhangi birisi kapıları zorlayarak açık tutmaya çalışırsa, kapı kanatları aradaki yolcuyu hafifçe iterek uzaklaştırır ve asansörün yoluna devam etmesini sağlar.
Asansörlerin Programlanması
Çok sayılı asansör sistemi.Çok sayıda asansörü olan yüksek yapılarda bütün asansörlerin çalışması bilgisayarlara bağlı otomatik aygıtlarla yönlendirilir. Bu aygıtlar, asansörlerin iniş çıkışlarını yolcu trafiğine göre düzenleyecek biçimde programlanmıştır. Çok işlek bir yapıda sabah ve akşam saatleri arasındaki yolcu trafiğinin akışına uygun olarak genellikle altı ayrı program uygulanır. Günün erken saatlerinde insanlar işyerlerine yetişmek için acele ettiklerinden asansörlerin çoğu çıkış yönüne çalıştırılır. Sabahın geri kala bölümünde çıkış ve inişler dengelidir. İnsanların öğle yemeğine gitti saatlerde inişler, öğle yemeğinden dönüşte çıkışlar daha yoğundur. Sonra yine uzun bir süre inişler ve çıkışlar dengelenir. İş günün bitiminde asansörlerin çoğu bu kez iniş yönünde çalşıacak şekilde programlanır. En sonunda, gece hizmetine ayrılan bir ya da iki asansör dışında elektronik sistem bütün asansörleri otomatik olarak durdurur.Gaz kompresörü, gazın hacminin indirgenmesi yolu ile gazın basıncını arttıran mekanik bir alettir. Gazlar sıkıştırılabilir maddelerdir. Gazın sıkıştırılması esnasında, doğal olarak sıcaklığı da artar.Kompresörler, çalışma prensibi ve yapılan iş bakımından (akışkanın üzerindeki basınç artışı ve bir hat boyunca akışkanın taşınabilmesi yönünden) pompalara çok benzerler. Kompresörde gazın, pompalarda sıvının hacminin düşürülmesi yani sıkıştırılmasının sonucu olarak sıvı veya gazın basıncı yükselir ve bu basınç artışı sıvı veya gazın başka bir yere aktarılmasını mümkün kılar.Kompresörler tek kademede sıkıştırma yapabildikleri gibi kapasitelerine bağlı olarak kademe sayıları artabilir. Yine tek başlarına kullanılabildikleri gibi türbinlerle beraberde (turbo-kompresör grubu) olarak kullanabilirler.

